< >
Aydın TUFAN
28/06/2020
 Aydın TUFAN
Belediyeler taş üstüne taş koyuyor mu?

 

 

Yerel seçimlerin üzerinden tamı tamamına 15 ay geçti, Belediyelerin yaptığı çalışmalara bir göz atmak seçmen olarak hakkımız değil mi ?

 

İlçemizde, ilimizde bizi yöneten bize hizmet edeceğine dair vaatler veren belediye başkanlarının bir karnesine bakmak gerekmez mi?

 

Öğrencinin  dönem boyunca çalışmasından dolayı derslerden aldığı not gibi seçmende seçtiği yerel yönetimin başındakine ve ekibine neler yapmış diye sormaz mı ? Not vermez mi ?

 

Sorar  elbette sorar, sormalı da !

 

15 ay da  ne yaptın Başkanım;

Hangi söz verdiğin projeleri başlattın?

Hangilerini bitirme aşamasına getirdin?

Hangisini bitirip, açılışa hazır hale getirdin?

Hangi projenin  açılışını yaptın? Yapıcan ?

Hangisinin önümüzdeki günlerde hizmete almayı planlıyorsun?

Bu soruları sorarken bazılarınızın şu cümleyi aklından geçirdiğini tahmin edebiliyorum “ Efendim Mart ayından beri belediyelerin corona-19 denen bir virüsle mücadelesi vardı, hizmet yapacak fırsatları mı oldu? ”

 

Evet doğrudur,

 

Belediyelerimiz, pandemi sürecinin hala devam ettiği bu günlerde gecelerini gündüzlerine katıp mücadelede önemli mesafe alınmasında pay sahibiler.

Özellikle temizlik konusunda caddelerimizi, sokaklarımızı sabunlu suyla yıkadılar. Dezenfekten çalışmalarında çok başarılıydılar. Sokak  sokak, mahalle mahalle, ilçe ilçe, il il, hatta bütün ülkede  bu çalışmalar çok iyi yönetildi. Çoğu belediye vatandaşa maske ve hijyenik sağlık malzemesi dağıttı. Ülkemiz yurt dışına bile insani yardım için sağlık malzemesi gönderdi.

 Kısacası başarılı bir süreç yaşardık, yaşamaya da devam ediyoruz. İnşallah pademi sürecini giderek iyi sonuçlarla böyle atlatırız.

 

Ama derler ya “Kazın ayağı öğle değil”

 

Maske dağıtmakla belediye hizmet yapmış sayılmıyor. Sokakları sabunlu suyla dezenfekte etmek bu listeyi girmiyor.

Seçmen seçimde söz verdiği hizmetlerin yerine gelmesini istiyor. Çok yüksek oyla seçtiği belediye başkanından ve ekibinden hizmet istiyor.

Lafın kısası; Sorunlarının çözümünü istiyor.Yeni tesisler istiyor.

 

Yine sizden şu cevabın geldiğini hisseder gibiyim “ Efendim belediye başkanları hizmet edecek ama mali durumları iyi değil. İller bankası paylarından kesintileri var. Birde üstüne üstün virüs ile mücadelede hesapta olmayan ve karşılığı olmayan giderleri oldu. Ne yapsınlar.

 

Evet, o da doğrudur.

 

Belediyelerin emlak gelirleri pandemi sürecinde çok düştü. Tahsilât yapamadılar, Yani bizler ödemedik. İller bankası payları da kesinti olmayacak denmesine rağmen şu veya bu sebepten dolayı daha çok kesildi.

Maaşları bile gecikmeli ödediler. Şu anda ödemede zorlanan belediyeler var. İkramiye alamayacağız , kurban kesemeyeceğiz diye endişe duyan belediye personeli var.

 

Peki, bazı belediyeler bu işin içinden nasıl çıkıyor, personelin maaşlarını nasıl ödüyor dersiniz?

 

Ben cevabını birkaç şekilde vereyim;

Yöntemden birisi varsa kıymetli arsalarını, iş yerlerini satmak, oradan gelen para ile bir süre durumu idare etmekten geçiyor.

Bunu yapan belediyeleri hepimiz biliyoruz. İşin kolayı da bu. Sat arsayı ya da varsa binayı, dükkânı, günlük, aylık hata yıllık bir süre durumu kurtar.

 

 Kısa günü kurtarma yöntemi.

 

Bazı belediyeler de (çok üzülerek söylemek isterim ki )  banka yöneticilerini makamına çağırarak onlarla kredi konusunda anlaşıp ileriye dönük büyük krediler çekme yöntemini benimsiyorlar.  Yani seçmenin ileriki yıllarını borçlandırıyorlar. Senin benim adıma bu borçları çekerken bankadan size soran olmuyor.

Bir belediye biliyorum bir kamu kuruluşundan ileri yıllar için gelecek olan çevre temizlik geliri önceden tahsil edip harcamış.

Tabi ki her iki yöntemle hareket edip  eğer iyi niyetli olarak çalışma yapılıp hizmete kaynak dönüşüyor ise buna da sezmen  razı.

 

Ama; İşin birde Âmâ’sı var,

Hizmet yerine bu yöntemlerle elde edilen kaynak çarçur ediliyorsa.

 

 İşte yandı keten helvası.

 

Bir sonraki seçimlerde seçmen bunun hesabını sormaya hazırlanıyor. Bir sonraki seçimi öyle yabana atmayın.

Kurulan yeni partilerle birlikte hem yerelde hem de genelde bundan böyle 1,2 puanın kıymeti har biyesi çok fazla.

Genel seçimlerde 50+1’in başkanı seçtiği bir yönetim sisteminde düşünün küçük denen puanların değerini.

Üstelik seçim barajının da düşürüleceği gündemin olduğunu hesaba katarsak bu durum daha da önem kazanıyor.

Dahası var; Önümüzdeki Yerel seçimde yeni kurulan iki partinin belediye başkan adayı çıkaracağını, çıkan bu adaylarında iktidar partisinin seçmeninden oy isteyeceğini biliyoruz.

 

Yani “ Ceketimi koysam burada belediye başkanlığını alırım” düşüncesi geçmişte kalıyor bu gidişle.

 

Hani ekonomide mücadele için iş aslanın ağzında deniyor ya onun gibi. Hatta bu iş farklı bir tabirle aslanın ağzından midesine doğru iniyor.

 

***

 

Pandemi süreci ile ilgili evlere kapandığımız günlerde daha çok aktifliğimizi toplum olarak geçirdiğimiz sosyal medya hastalığına yerel yönetimlerde maalesef yakalandı.

Bu işin parlatıcıları belediyelere sosyal medyanın önemini, etkinliği cilalı sözlerle anlatmış olacak ki belediyelerde bütün duyurularını, işlerini medya üzerinden yapmaya huy haline getirdiler.

Hatta öte giderek yayınlarını canlı olarak sosyal medya üzerinden yapmayı kronikleştirdiler.

Tabi ki gelişen teknolojiye kimse hayır diyemez.

Sosyal medyada bunların başında geliyor. Zaten dünyada dijital devrime doğru insanlar bilinçsiz bir şekilde sürüklenip gidiyor. Bizde bu sele kapıldık gidiyoruz. Bu işin farklı tarafı.

Belediyeler sosyal medya ile alakalarını kessin demiyorum ama “yola çıktıklarını unutmasınlar “ yarın seçim sathında lazım olur diyorum. Makam ve mevkiler gelip geçidir. Baki olan ahte vefa’dır.

"Merdivenden çıkarken gördüklerine selam ver çünkü inerken de onları göreceksin"

Bir başka konusu da; diyelim ki bir faaliyetinizin sosyal medyadan izlenmesi yüz binleri, beş yüz binleri geçsin, hatta milyonları bulsun.

Yerel manada sizin tabanınıza hitap ediyor mu?

Size bunun dönüşü nedir?

Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bir açıklamasında şöyle diyordu “Yapılanları en iyi siz iş insanlarımız biliyorsunuz. Covid-19 pandemisi ile mücadelede devreye aldığımız Ekonomik İstikrar Kalkanı adımlarımızın maddi tutarı 240 milyar TL'ye ulaşmıştır. Bu miktar, milli gelirin yüzde 5'i civarındadır. Biz sadece devreye alınan adımların maddi tutarını dile getirmekteyiz. Eğer bazı ülkeler gibi ekonomik büyüklüğünü çarpan etkisiyle ifade etmemiz gerekirse, bu rakam 525 milyar TL'yi bulmaktadır" ifadelerini kullanıyor.

 

Yani sizin bu sosyal medya tıklama rakamlarının size çarpan etkisi nedir?

 

Var mı araştıran, soran?  Yok. Neden yok, çünkü rakamların yanında etkisi küçük de ondan.

 

***

 

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın çok beğendiğim bir projesini, çalışmasını bazı belediyeler biraz abarttı dersem kime alınmasın.

 

Gençlerimizin geleceği için çevrenin bize emanet olduğu anlayışı ile tüm insanlığa yönelik başlatılan millet bahçemizin her biri yeşil alanları ve içlerindeki tesisleriyle gerçekten iftihar verici eserlerdir.

Millet bahçelerinin şehirlerimize kazandırılmasında emeği geçen Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızı, Belediyelerimizi tebrik ediyorum.

Cumhuriyetin 100'üncü yılına girerken 81 ile 81 milyon metrekare millet bahçesi kazandırma hedeflerine adım adım yaklaşılan bu günlerde Cumhurbaşkanımız, Başkanımız Sayın Erdoğan’a bir çevreci olarak minnettarım.

 

Amenna ve Saddakna (onayladık)

Ancak; Belediyelere baktığımızda sanki bu işin dozunu kaçırmış gibiyiz. Devasa yeşil alanlar, ekiliyor, dikiliyor, düzenleniyor. Tamamlandığında muhteşem açılışlarla da hizmete giriyor. Buralardan yararlanacak olanlarda bizler ve gelecek nesiller.

Fakat buralara çok fazla paralar harcamanın doğruolmadığını söylemek istiyorum. Çünkü buraların bakımı da çok zor olacak. Yeşili korumak öyle pek olay değil. Yol ortalarında ki,  refüjlerdeki iki metrelik çimi, ağaçları, yeşili koruyamayan belediyeler bu kadar büyük alanların yeşilini nasıl bakacaklar diye endişeleniyorum.

Birde coğrafi olarak yağış almayan belediyelerin bulunduğu yerlerde durum daha da zorlaşıyor.

 

Bu projeleri abartman layıkı ile yapanları da tebrik ediyorum.

 

***

 

Konu yeşile kaymış iken yine yerel yönetimlerin giderek farklı alanlara kaymasını da doğru bulmuyorum. Sembolik olarak yapılabilir. Piyasanın dengesini tutmak için olabilir. Teşvik içinde doğrudur. Ama bu alanda da aşırıyı kaçan belediyelerin olduğunu biliyordum.

Nedir bu  alan, belediyelerin tarımsal destekle halka çeşitli yardımları. Özel idareler önceden tarımsal destek hizmetini yapıyordu, yasa ile bu belediyelere devredildi. Amaç ve hedef güzel ama uygulamada problemlerden endişe ediyorum.

Bir haberde belediye başkanı diyor ki; En büyük hayalim sözleşmeli üreticiliği hayata geçiren Başkan olarak  şimdi de 5 milyon domates ve sivri biber fidesi dağıtmaktır.”

Bu belediye altyapı sorunları ile ilgili kaynak ararken bakıyorsunuz neler dağıtabiliyor..

Yine abartmadan bu hizmeti yapanları da tebrik ediyorum.

***

Yazımın sonuna gelirken çok başarılı belediye başkanlarının bu başarıyı nasıl yakaladığını önümüzdeki günlerde  hizmetlerin açılışlarını bir bir yerine getireceğini ifade ederek noktalamak istiyorum.

Başkanlık idare işidir, yönetim işidir.

İnsanı iyi idare edersen, parayı rantabl kullanırsan, süreci iyi koordine edersen başarırsın.

Bunu yapanlar yok mu ?.

Taş üstüne taş koyanaları demek istiyorum.

Tabi ki var.        

Onları da seçen çok iyi biliyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




Bu Yazı 423 kere okundu..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları ve kanuni sorumluluğu Yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Bu yazıya ait yorum bulunmamaktadır.

    Yorum Ekle

    Aydın TUFAN ait diğer yazılar

    Ay Haber::: Türkiye nin Net Habercisi | Anket ANKET KÖŞESİ

    İşlem yapılıyor.....

    Bugün içinde en çok okunan haberler

    VIP ARAÇ KİRALAMA

    Namaz Vakti