< >
Aydın TUFAN
05/08/2019
 Aydın TUFAN
Birleşen yollar, birleşen kaderler..

 

Suriyeliler ülkelerine gitsin,

Sahilde nargile içeceklerine savaşsınlar

Bizim fakirimiz dururken onlara niye bakıyoruz.

Yok şu kadar kişiye vatandaşlık verildi , Gibi yaklaşımlarla Suriye den gelenlere yönelik  linç kamyanyası başlatanları bilenler  çok iyi biliyorlar.

Ben, şimdi  bu konuda bir yazı kaleme alacak değilim ama ;

Kayserili dostumuz Muzaffer Cengiz sosyal  medyada beni de duygulandıran bir paylaşım yapmış.

Bir yakının cenazesi için Kayseri İldem Mezarlığındaki dramı çok  duygulu bir şekilde kaleme almış.

bakalım neler yazmış;

Dün Şehridan teyzemin eşi Zeki Tekkaya eniştemizin cenazesi vardı. Kayseri Hunat Camisi’nde kılınan cenaze namazından sonra defin için İldem Mezarlığına gittik. Tabii ki bilenler bilir bizim Çerkes cenazeleri genelde çok kalabalık olur; bizim insanımız cenazesine sahip çıkar. Zeki eniştemin de sağ olsun akrabaları, çevresi; teyzemin çevresi, akrabaları derken cenazeye epeyce bir katılım vardı.

 

Eniştemin mezarının hemen yakınında bir cenaze daha defnedilecekti; baktık pek kimseleri yok, üç beş kişiden başka. Bizler yardım ederek tabutunu indirdik mezara ve arkadaşlarımızın yardımıyla o cenaze de defnedildi. Bizim hocalarımız eniştemin cenazesi için Yasin-i Şerif ve diğer okunacak duaları okumaya başladılar. En sonunda telkin ve dualar yapılıyorken, baktık yan taraftaki cenazeye kimse ne Kuran okuyor ne dua yapıyor ne telkin yapıyor. Başında biri oldukça yaşlı biri de orta yaşlı iki erkek, arkada da yaşlıca bir teyze ağlayarak bekliyorlar. Öğrendik ki, Suriyeli gariban kimsesi olmayan muhacir yaşlı bir Arap kadıncağızmış vefat eden. Bizim cenazemizin dualarını ve telkinini dinlerken kimi kimsesi olmayan bu cenaze için de duygulandık, üzüldük...

 

Evet ne kadar acı, bir tarafta bir zamanlar Kafkasya’dan sürgün edilmiş Çerkes bir aileye mensup bir Çerkesin cenazesi ve bir tarafta da Suriye’de savaştan dolayı Türkiye’ye sığınmış Suriye'li bir kadıncağızın cenazesi…

 

 

Ama onların cenazeyi dahi kaldıracak kimi kimseleri yoktu birkaç kişiden başka.

Zeki eniştemizin cenazesinin Kur’an-ı Kerim okunması, duaları ve telkinler bittikten sonra ben hemen bir hamleyle hocamdan rica ettim, dedim ki ‘’Hocam bu yanımızdaki garibanların kimi kimseleri yok, bunlara da Kur’an-ı Kerim, telkin ve dualarını okursanız çok sevap olur.’’ Sağ olsun hocamız da hemen döndü yan tarafa ve cemaatten de rica ederek ‘’hep beraber bu cenazenin de dualarını okuyalım, telkinini verelim’’ diyerekten dua ve telkinlerini hep beraber okumaya başladık. Cenaze sahipleri bir yandan ölümün getirdiği üzüntüyle bir yandan da kimsesizliğin, garipliğin verdiği acı ve hüzünle ağlıyorken, bizim cemaatin ve hocamızın yaptığı bu jest karşısında daha da duygulandılar; hep beraber ağlayarak dualar ve telkinler yapıldı. Daha sonra o cenazenin sahiplerine de baş sağlığı verilerek hep beraber mezarlıktan ayrıldık, cenaze evine doğru yola çıktık.

Muhacirlerin yolları ve kaderleri bu mezarlıkta birleşmişti.

Bir tarafta zamanında Kafkasya dan gelmiş bir Çerkes ailenin Çerkes evladı bir tarafta Suriye’den Türkiye sığınmak zorunda kalmış bir ailenin evladı,

 aynı kader aynı mezarlıkta buluşturdu onları…

Siyasi sebepleri, siyasi gerekçeleri, haklıydı-haksızdı tartışmalarını bir tarafa koyarak, tamamen insani ve tarihi bir yönden baktığımızdan bu olay bizleri çok duygulandırdı.

 Hiçbir insan isteyerek yurdunu terk etmez, bilmediği yerlere gidip bir avuç insanla bilmediği topraklara cenazesini defn etmek istemez. Ama bazen işte böyle oluyor...

 Zaten insanlık tarihi de öyle değil mi; sürgünler, göçler, acılar üzerine kurulmuş neredeyse tarih. İnsanlar tarih boyunca bir yerlerden bir yerlere göçmüşler, sürülmüşler, katliamlara maruz kalmışlar, yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlar…

 

Ama her dönem, her zaman onlara sahip çıkacak insanlar, kadirşinas, yardımsever Ensar tabiatlı insanlar her zaman varola gelmiş. Anadolu insanı da her zaman yurtlarını, bağırlarını, topraklarını, evlerini bu mazlum insanlara açmış, misafir etmişler, ekmeklerini bölüşmüşler...Allah onlardan binlerce kez razı olsun…

Zaten Anadolu hep göçlerin, sürgünlerin, kimsesizlerin yurdu olmuş neredeyse. Bir zamanlar Kafkasya dan gelenler, Doğu Türkistan’dan gelenler, Afganistan'dan, Orta Asya’dan, Irak'tan, Balkanlar’dan, Bulgaristan’dan Yunanistan’dan gelenler, Kırım’dan gelenler…şimdi de Suriye’den gelenler, hep gelenler, gelenler, gelenler…Ve zamanla buralar yurt olmuş hepimize; ata yurdundan ana yurduna...

 

Vefat eden Kafkasya’lı Zeki Tekkaya enişteme ve aynı yerde defnedilen Suriye’li kardeşimize de Allah rahmet eylesin, mekanları Cennet olsun.

 




Bu Yazı 287 kere okundu..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları ve kanuni sorumluluğu Yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Bu yazıya ait yorum bulunmamaktadır.

    Yorum Ekle

    Aydın TUFAN ait diğer yazılar

    VIP ARAÇ KİRALAMA

    Ay Haber::: Türkiye nin Net Habercisi | Anket ANKET KÖŞESİ

    İşlem yapılıyor.....

    Bugün içinde en çok okunan haberler

    Namaz Vakti