< >
Rafet Tunçkılıç
07/10/2020
 Rafet Tunçkılıç
Köyden Kente Göç

Köyden Kente Göç

 

 

            Ülke genelinde kırsaldan kente göç devlet tarafından da istenen bir olgu idi. Esaslı göç hareketi 1960 yılı sonrasında başladı. Azalmış olsa da hala göç devam etmektedir. Çerkes Hamallı Köyünün de bu taşınmadan istisna olması elbette ki beklenemezdi. Bu kırdan kente göç özelde ailemizi nasıl etkiledi? Neler yaşandı?

 

 

          Bu konuda babam Hayrullah’tan kendi ailemizin durumunu sordum. Bizzat yaşayan birisi olarak o günleri tekrar anlattı. Kimi zaman gözleri parladı, bazen de doldu.

 

 

             -Babam Hajret Çavuş dini bütün biriydi, evlatlarını karşısına aldı. Dili varmadı ama kendisi öldükten sonra en büyük oğlu Laluw’un köyde kalacağını fakat çocuklarının şehre taşınacağını söyledi. Nanuh’un da göçeceğini, Mamet hoca’nın taşınmayacağını ve benim de şehre gideceğimi dobra dobra söyledi. Dar kafalı değildi, akıllı adamdı. Şehirdeki olanakları da köyde dar gelirli olmayı iyi bilmekteydi. Ölmeyecek kimse yoktu. Kendi evlatlarının da miras nedeniyle tarlaları paylaşınca ailelerini zor geçindirecek kadar mülkü kalmaktaydı.  O “Boş kaşık ağza sığmaz (Bcemışx necç jem deferep).” diye konuşmasını bitirdi.

 

 

           -Türk Hamallı Köyünden(Beyyurdu) Gazi Çavuş babamın arkadaşıydı. Onun da yakınlarından bazıları şehre taşınmıştı. Pişman değildi. Dünyanın kaç bucak olduğunu anlamışlardı. Çocukları da okumaktaydı. Köyde okulda yoktu, fabrika da.

 

 

              - Artık köylerde traktör sayıları artmaya başladı. İnsan gücüne olan ihtiyaç azaldı. Şehirlerde de insana olan talep artmaktaydı. Ben de bu durumu yerinde görmek için Ankara’ya gittim. Genelkurmay Başkanlığı binasında inşaat işi buldum. Çalıştım. Bir ayda 200 lira kazandım. Parayı olduğu gibi köye getirdim. Köyde bizim tarlalarda bir yıl boyunca üretilen 1000 çiniklik ekinden satılan kısmı ise 150 lira etmekteydi. Benim bir aylık kazandığım kadar bile değildi. Anladım ki köyde geçim şehre göre çok daha zordu.

 

 

               -Babam 1967 de dünyasını değiştirdi. Miras pay edildi. Dirlik düzenlik bozuldu. Dara düşmüştük. Payıma düşen miras ile köyde geçinemeyeceğimize anneniz ile birlikte karar verdik. Yaklaşık altı ay sonra bir gün avluda Laluwu abime kararımızı açıkladım. O bizi tasvip etmedi. O sırada İsipkıran(Beylice) köyünden Koca Ali avluya girdi. Abim ona beni gösterip “bu deli fişek şehre göçeceğim diyor. Ne yer, içer, nasıl geçinir? Biliyor mu bakalım? Yüzme bilmiyorsan suya girme (yesıçce wumış eme psım wuxemıhı) dedi. Koca Ali’de “İbrahim, o haklı. Boşa dil dökme. O senden-benden akıllı. Bizden de kim geçinemediyse şehre taşındı. Geri dönen yok. Çocukları okuyor. Kendileri iş, aş bulabiliyor. Bize göre daha mutlular. Kardeşine engel olma. Vebal altında kalma.” diye beni destekledi. Abim de olumsuz tavır takınmadı.

 

 

            -Ankara’ya bağlı Kırıkkale ilçesinde silah fabrikaları vardı. Fabrika vardiya bitiş saatinde oradan çıkan işçiler hem kalabalıktı, hem de çok havalıydı. Az ücret alsalar da sürekli bir gelirleri vardı. Evleri vardı. Şehir yerinde okul, hastane, postane ne istersen vardı. İş bulmak için çok ideal bir yerdir diye düşündüm. Bir de büyük ablam Zibdet ile bir küçüğü Şırı Kırıkkale de ikamet etmekteydi. Şırı’nın iki oğlu ve iki kızı vardı. Kocası yoktu. Ona sahip çıkmak, etrafında görünmek ve yalnız olmadığını cümle âleme göstermek gerekmekteydi.

 

 

             -Bu sebeplerden taşınmak için kamyon tuttum. Kamyona koyacak o kadar az eşyamız vardı ki, kasanın arka tarafı bomboş kaldı. Orayı da Lalıwu abim köydeki mirastan payıma düşen odunları “kışın yakarsınız” deyip doldurdu

 

 

      -Önce Kırıkkale’nin Gündoğdu Mahallesinde Karacalı Köylülerinden biri olan Veysi’den 250 m2 arsa için düğün hediyesi altınları bozdurup 810 lira ile satın aldım. Düğünde annene takılan altınları arsa aldığımızda kullandık. Köye döndüğümde de Nanuh amcanıza ablalarım “Kırıkkale’ye taşınmalısın” diye telkinde bulundu. Etkilerinde kaldı. Son anda taşınmaya karar verdi. Peşimizden geldi.

 

 

              - Dananın kuyruğu kopmuştu bir kere. Önce bir ev kiraladık. Sonra evimizi 45 günde yaptık/kondurduk. Kendi evimize taşındık. Denizden çıkmış balık gibiydim. Fabrikaya bahçıvan işçisi olmak için müracaat ettim. Sıra gelmedi. Oraya işçi olarak girmek deveye hendek atlatmaktan zordu. Geçinmek zorundaydım. İlkokul diplomam bile yoktu. Amelelik yaptım. Kimi patrondan paramı alabildim. Daha fazlasından da alamadım. Vermediler. Dar boğazdaydım. Köyden 5 koyun satın aldım. Sattım. Bir koyunu kendi ailem için kurban da kestim. Kurbanlık bedavaya gelmişti.

 

 

         -Durduğun yerde iş bulunmuyordu. Zamanla okuryazar diploması da aldım. Ama bir türlü dikiş tutturamadım. İşsizliğe çare olamayan Kırıkkale’de daha fazla kalamadık. Dikine gitmedim. O defteri kapadım. Şehre yeni taşınanlardaki “orada tutunamayıp geri dönmek zorunda kaldı” korkusu bende de vardı.  Ankara'da İş Bulma Kurumu aracılığıyla iş buldum. Ailecek 7 yıl sonra 1976 da kışın Gazi Mahallesi Gaye Sitesi Kazan Dairesi Kalorifer teknikerliği işine başladım.  Orada gösterilen lojmana taşındık. İşe dudak bükecek halim yoktu. İşime dört elle sarıldım. On yıl sonra 1992 de başıma devlet kuşu kondu ve emekli oldum, sürekli bir gelire kavuştum. Bayram ettim.

 

 

           -Dimyata giderken eldeki bulgurdan da olmadım. Köyümüzdeki tarlalarımız olduğu gibi durmasına rağmen biz göç hikâyesine son noktayı koyduk. Dile kolay, bana, köyde dünkü çocuk, deli fişek Hayrullah, Kırıkkale’de işsizler ordusunun bir eri, Ankara’da işe başladığımda Hayrullah efendi, emekli olup dişimden tırnağımdan artırarak sahip olduğum, dört başı mamur, Batıkent’teki kendi apartman daireme taşındığımda da Hayrullah bey diye hitap ettiler. Kırıkkale’deki akrabalarımızın ezici çoğunluğu da zamanla işsizlik sorununa çare bulamadıklarından Ankara’ya, Antalya'ya, Çorum'a taşındı…

 

 

          Köylülerimiz şehirde kimlerle karşılaştı? Ne işler yaptılar? Şehrin gece kondu mahallerine taşındığımızda komşularımızın tamamı da köy kökenli idi. Köyden kışlık bakliyatları gelmekteydi. İlk zamanlar bizim de kuru bakliyat ve çuvalla unumuz gelmekteydi.

Çorumlular çoğunlukla inşaat işlerinde çalışmaktaydı. Köylülerimizde bundan istisna olmadı. Köy kökenli olmayanlar da yaptıkları işler sebebiyle köye direkt olarak bağımlıydı. Köylüler ya müşterileriydi ve köylüden aldıkları malları satmaktaydılar.

 

 

            Bizim aileden önce köyden kente göçenlerin çocukları daha erken zamanda sürekli geliri olan işlerle iştigal etmeye başladı. Toprak azaldı. Köy hayatı daha da çekilmez bir hal aldı. Düşe kalkarak şehre taşınanları takibe alan ve çalışmak için şehirlerde bir dönem bile olsa kalan köylülerimiz, 1985 lerden sonra dişlerini sıkmaktan bıktıkları için kitleler halinde köyden taşındı. Taşınmamakta ısrar eden aileleri de 8 yıllık zorunlu eğitim çocuklarının okuyabilmeleri için şehre taşınmaya mecbur bıraktı.  

 

            Ankara'ya yerleşen Çerkes Hamallı Köylüleri öncelikle Dikmen İlker Mahallesinde yerleşik idi. Büyük çoğunlukla inşaat işleri yapmaktalar. Şu anda çoğunlukla toplu halde Sincan’dalar. İkinci kalabalık grup Antalya’dalar. Hatta Adıgey ve Kabartey Cumhuriyetine bile taşınanlar oldu.  Köylülerini defterden silmediler. Tıpkı köydeki gibi birbirleriyle iletişimleri kaldığı yerden devam etmektedir. İş ve aş sorununu halletmeyen yok gibi.

 

 

              Çocukları doğal olarak şehre daha hızlı uyum sağlayıp toplum içindeki saygın mesleklerin erbabı oldu. Bu defa da köy özlemi nedeniyle köyde bıraktıkları eski hırpalanmış evlerini tamir ettiler. Olmayanlar da tekrar yeni arsalar üzerinde yeni evler inşa ettiler. Ama kazançlarını köyden değil de şehirden sağlamaya devam etmekteler. Gözlemlediğim kadarıyla bu olgu, şehir sosyal hayatını da köy hayatını da  hala derinden etkilemeye devam etmektedir.

 

 

               Sonuç olarak, köyden kente göçenlerin çektikleri sıkıntıları bir bilen olarak kaleme alsam kitaplar dolusu bilgi olurdu. Yazdıklarım tek bir aileden bu olgu hakkında bilgi edinilmesi mümkündür.  Köyden kente göçenlere selam olsun




Bu Yazı 429 kere okundu..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları ve kanuni sorumluluğu Yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Bu yazıya ait yorum bulunmamaktadır.

    Yorum Ekle

    Ay Haber::: Türkiye nin Net Habercisi | Anket ANKET KÖŞESİ

    İşlem yapılıyor.....

    Bugün içinde en çok okunan haberler

    VIP ARAÇ KİRALAMA

    Namaz Vakti