< >
Mustafa Kır
14/05/2020
 Mustafa Kır
Kudüslü Müslümana bir korona birde İsrail vuruyor!

 

 

Çin’in Wuhan kentinde zuhur edip, bütün dünyayı; sağlık, sosyolojik, ekonomik ve psikolojik açıdan vuran Korona virüsü Kudüs’te yaşanan ve hiçbir ülkenin vatandaşı olmayan günlük mütevazi kazançları ile hayatların devam ettiren, Korana virüsü sebebiyle işini aşını kaybeden üstüne üstlük    İsrail yönetiminin ağır yaptırımlarına maruz kalan Kudüslü Müslümanların dramı vicdanları sızlatıyor.

 

Siyonist İsrail tarafından toprakları işgal edilen Filistinli ve Kudüslü kardeşlerimiz 100 yılı aşkın süreden beri hem kendi topraklarına tutunma hem de Kutsal Mabet Mescidi Aksay’ı koruma mücadelesi veriyor. Onlar acımasızca öldürülmelerine Zindanlara atılmalarına ve   İşkenceye   tabi tutulmalarına rağmen Mescidi Aksa Muhafızlığından vaz geçmiyor.

Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar uzun süre zulme, işkenceye maruz kalıpta buna pes etmeden direnen başka bir millet göstermek mümkün değildir.

 Bilindiği üzere adına 93 harbi denilen,1877-1878 Osmanlı-Rus Harbiyle birlikte, güç kaybetmeye başlayan Osmanlı, 8 Ekim 1912- 30 Mayıs 1913 tarihleri arasında yapılan   1. Balkan savaşında da Balkanlarda bulunan topraklarını, yüz binlerce askerini, top ve cephane stoklarını kaybetmesinden sonra Çok sayıda cephede savaşmak zorunda kaldığı 1. Cihan Harbine girdi. Çanakkale cephesi hariç cephelerin çoğunda yenik düştü. 

 

Yenik düşülen cephelerden birisi de Filistin Cephesiydi. Osmanlı Ordusu Filistin cephesinde I. Ve II. Kanal savaşlarını kaybedince Mısır, Hayfa, Yafa, Nablus, Gazze, Batı Şeria ve Kudüs İngilizlerin eline geçti.

 

 

17 Kasım 1917 de İngiltere Dış İşleri Bakanı Artur,James Balfour Siyonist teşkilatın önde gelen isimlerinden Baron Wolter Rothschild’e gönderdiği 67 kelimelik  deklarasyon ile (buna Balfour Deklarasyonu denilmektedir.) Filistin toprakları üzerinde bir Yahudi devletinin kurulacağını ilan etti.

Böylece 14 Mayıs 1948 yılında kurulacak olan Siyonist devletin kurulmasının, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasının, İslam Coğrafyasının parçalanmasının yolu açılmış oldu.

 

            Osmanlı İmparatorluğunun 1. Dünya savaşında Filistin cephesinde yenik düşmesiyle 31 Aralık 1516 da Yavuz Sultan Selimin Kudüs’ü Osmanlı topraklarına katmasının üzerinde   401 yıl 3 ay 6 gün geçtikten sonra hâkimiyetini elinde tuttuğu Kudüs’ü 9 Aralık 1917 günü İngilizlere bıraktı. Mondros antlaşmasıyla da Filistin topraklarını terk etmek zorunda kaldı.

            Osmanlı Filistin bölgesini terk edeliden beridir kutsal toprakların hüzün ve esareti bitmek bilmedi.

 İsrail tarafından saldırı görmedikleri tek bir günleri bile olmadı. Şu iyi bilinmelidir ki, Siyonist devletin saldırıları Filistin’e ve Filistinlilere değil, doğrudan İslam’a ve Müslümanların kutsallarınadır. Zira, Kudüs ve Mescidi Aksa meselesi Filistin veya Arap meselesi değil, bir ümmet meselesidir.

 

           Çünkü Kudüs, Isra ve Miraç mucizesinin vuku bulduğu, Semavi dinlerin doğduğu, Hz. Ademden Hz. Muhammed’e birçok peygamberin doğup büyüdüğü, birçok Peygamberin hayatının bir bölümünü veya tamamını geçirdiği, büyük medeniyetlerin inşa edildiği, nice Halifelerin, alimlerin, meliklerin, sultanların toprağına izlerinin kazındığı, taşlarına isimlerinin yazıldığı K. Kerimin ifadesiyle çevresinin mübarek kılındığı kutsal bir Mekandır. Biz Müslümanların İlk kıblesi ve Hazreti Muhammed'in Miraç yolculuğuna çıktığı arzın arşa açıldığı kapısıdır.

 

 Peygamberimiz (s.a.v) de ibadet maksadıyla yolculuk şu üç yere yapılır. Şu Benim Mescidime, Mescidi Harama ve Mescidi Aksa’ya” diyerek Mescidi Aksa’nın ihmal edilmemesini istemiş, diğer taraftan “Mescidi Aksay’a gidiniz ve içinde namaz kılınız. Eğer oraya gidemezseniz kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderiniz.” buyurarak Mescidi Aksa ve çevresinin, tevhit dinine uygun kimliğinin korunması yanında Orada Kutsal mekânın Muhafızlığını yapan Kudüslü kardeşlerimizi de bir emanet olarak bütün Müslümanların uhdesine bırakmıştır.

 

Ne yazık ki bugün İslam coğrafyasında yaşan hazin tablo Müslümanları bu emanete sahip çıkamaz konuma düşürmüştür. Bu sebeple, Kudüs mahzun, Mescidi Aksa tutsaktır.Mescidi Aksanın bu hale düşmesinin sebebi, Müslümanların kendi ülkelerinde ve İslam coğrafyasında parçalanmışlığıdır. Kurtuluşu ise, Müslümanların yeniden İslam kardeşliğini inşa etmeleri ile mümkün olacaktır.

 

           Bizim Kudüs’e, Filistin’e ilgimiz ve sevgimiz Kudüs’te bulunan Peygamberimizin emaneti olan Mescidi Aksa’nın Kudüs’te, Kudüs’ünde   Filistin bölgesinde yer almasından; ayrıca    bu bölgenin ise Osmanlı bakiyesi olmasından kaynaklanmaktadır. Hala orada yaşayan kardeşlerimiz de kendilerini Osmanlı tebası olarak kabul etmekte Soyadlarını bile Osmanlı kültürüne uygun olarak seçmektedir.

            Miladi 638 de Hazreti Ömer tarafından fethedildiğinden itibaren Müslüman idarecilerin yönetiminde bir barış ve huzur kenti olan Kudüs’ün statüsünün bozmaması için özellikle Yavuz Sultan Selim’den sonra Osmanlı sultanları döneminde s Kudüs ve etrafı tamamen vakıf haline getirilmiştir. Bu vakıflar eliyle yapılan Mescitler, medreseler, sedirler, sebiller, çeşmeler, şadırvanlar, su kanalları, kuyular, eyvanlar, halvethaneler, minareler, mihraplar, kubbeler, kapılar, revaklar gibi dimdik duran sayısız abideler bile kendilerini Siyonist tasallutundan kurtaracak Akif’in ifadesiyle “Şarkın en sevgili Sultanı” Selâhaddin’ini beklemektedir.

 

           Şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum. Osmanlı; Askerlerini bu topraklardan çekerken bile Kudüs’e karşı sorumluluğunu asla ihmal etmedi. Yaşanabilecek yağmaları önlemek peygamberimizin emanetine sahip çıkmak, Kudüs’teki Müslümanların kendilerini sahipsiz hissetmemelerini sağlamak için Iğdırlı Hasan onbaşının komutasındaki 53 KİŞİLİK artçı bir bölüğü Kudüs’te bırakmıştır.

Iğdırlı Hasan Onbaşının ibretlik hikayesi Rahmetli Gazeteci İlhan Bardakçı tarafından 1972 yılının mayıs ayında İsrail’e resmi ziyarette bulunan siyasiler ve iş adamlarından oluşan Heyeti takip etmek üzere İsrail’e gider.  

    Bardakçı: Ziyaretin dördüncü gününde kafile ile Mescidi Aksanın ziyaret edildiği anda Asırlık merdivenlerden yukarı çıkıp Yavuz Sultan Selim Hanın, Kudüs’e varınca on iki bin şamdan mum yaktırıp, 12 bin askerle yatsı namazını mumların ışığında kıldığı (şamdanlı) avluya vardığında; Avlunun kenarında 80 yaşlarında üzerinde kendinden daha yaşlı, her tarafı yamalı elbiseli, başı kalpaklı uzun boylu ayakta duran vakur bir adam dikkatini çeker.

Bardakçı; rehbere bu adam kimdir diye sorar? Rehber: “Ben kendimi bildim bileli bu adam her gün buraya gelir ve Akşama kadar bekler. Ne kimseyi dinler ne kimseye söyler.  Ne de kimseyle konuşur.” Der. Bardakçı; gazetecilik merakı ile bu yaşta bu sıcakta adamın sebepsiz beklemeyeceğini düşünür. Adamın yanına yaklaşır. “Selamün aleyküm baba, der. Adam Başını biraz ona doğru çevirir. Duraklar ve titrek bir sesle Türkçe konuşarak; “Aleyküm selam oğul ” der. Bardakçı: ‘Hayırdır baba, sen kimsin, burada bu sıcakta ne yaparsın?’ diye sorunca.

  “Ben, Osmanlı Ordusu, 20.Kolordu, 36.Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Takımı Komutanı Onbaşı Hasan’ım, Ben Iğdırlı Onbaşı Hasan’ım.” Dedikten sonra söze devam eder. “Oğul; bizim bölük Cihan Harbi’nde Kanal Cephesi’nden İngiliz’e saldırdı.  Ordumuz Kanal’da yenildi. Geri çekilmek elzem oldu. Ecdat yadigârı topraklar bir bir elden gidiyordu. İngiliz, sonra Kudüs’e dayandı, şehri işgal etti. Biz de Kudüs’te artçı bölük olarak bırakıldık.” Osmanlı; İngiliz Kudüs’e yerleşinceye kadar geçen zaman içinde mübarek belde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bıraktı.

Onbaşı Hasan; sonra anlatmayı sürdürdü: “Bizim artçı bölük elli üç neferdi. Mütarekeden (Mondros Ateşkesi) sonra ordunun terhis edildiği haberi geldi. Başımızda kolağamız Yüzbaşı Mustafa vardı. Kolağamız: “Aslanlarım, devletimiz müşkül vaziyettedir. Şanlı ordumuzu terhis ediyorlar, beni de İstanbul’a çağırıyorlar. Gitmem gerek, gitmezsem mütareke emrini çiğnemiş, emre itaatsizlik etmiş olurum. İçinizden isteyen memleketine avdet edebilir. Ama beni dinlerseniz sizden tek isteğim var: Kudüs bize Sultan Selim Han Hazretleri’nin yadigârıdır. Siz burada nöbeti sürdürün. Sonra halk ‘Osmanlı da gitti, bundan sonra bizim halimiz nice olur!’ demesin. Fahri Kâinat Efendimiz ’in ilk kıblesini Osmanlı da terk ederse gâvura bayram olur. Siz, İslam’ın şerefini, Osmanlı’nın şanını ayaklar altına aldırmayın.” Dedikten sonra; bölüğümüz Kudüs’te kaldı. Sonra upuzun yıllar bir anda bitiverdi. Bölükteki kardeşler teker teker Cenab-ı Hakk’ın rahmetine kavuştu. Düşman değil de yıllar bizi biçti geçti oğul! Bir ben kaldım buralarda bir ben, koca Kudüs’te bir Onbaşı Hasan.” dedi.

Onbaşı Hasan: “Sanki Türkiye’ye haber göndermek için birini beklemiş gibi “sana bir emanet var oğul, nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?” Der. Bardakçı ‘Elbette’ emrin olur baba der.

            Hasan Onbaşı: “Anadolu’ya vardığında yolun Tokat sancağına düşerse Mescid-i Aksa’ya beni nöbetçi bırakıp burayı bana emanet eden kolağam Mustafa Kumandanımın yanına git. Ellerinden benim için öp ve de ki: ‘Kudüs’ü bekleyen 11. Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan o günden bu yana bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Nöbetini terk etmedi, tekmili tamamdır hayır dualarınızı beklemektedir kumandanım.’ de.” Der.

 

 Bardakçı bir yandan söylediklerini yazar diğer taraftan göz yaşları pınar gibi akar! Nasırlı ellerine sarılır ve   öper. ‘Allah’a emanet ol baba’ der. O da “Sağ olasın oğul. Bizim için dünya gözü ile o mübarek Anadolu’yu görmek mümkün değil. Var sen selam götür tanıdık tanımadık herkese.” Dedikten sonra Bardakçı Kafileye geri döner, Rehbere durumu anlatır, rehber hayret içinde kalır.  Rehbere Adresini verir. Bu askeri takip etmesini, bir şey olursa kendisine mutlaka haber vermesini ister.

Bardakçı; Türkiye’ye gelince verdiği sözü yerine getirmek için Tokat’a gider. Askerî kayıtlardan Kolağası Mustafa Efendi’nin izini bulur. Fakat Kolağası Vefat edeli yıllar olmuştur. Nihayet 1982 yılında bir gün ajansa geldiğinde masasının üstünde bir telgraf görür. Rehberden gelen bir tek cümle yazılıdır.: “Mescid-i Aksa’yı bekleyen son Osmanlı askeri bugün öldü.” Allah rahmet eylesin mekânı makamı cennet olsun.

Kudüs eski Müftüsü Şeyh İkrime Sabri de Iğdırlı Hasan Onbaşı hakkında. O’nun kalbi Mescidi Aksa ile atıyordu. Sabah namazın da ilk Mescide giren o olurdu. Namazdan sonra da Mescitten en son o çıkardı. Mahzun, yamalı elbiseli son derece mütevazi görünümü vardı. Vefatına Kadar Mescidi Aksadaki görevini hiç aksatmadı. Hasan Onbaşının hatırası ile Genelde Filistin’in özelde Mescidi Aksanın her yerinde varlığını koruyan abideler, orasının bize, bizim de oraya ait olduğumuzun şahididir.

Onun için Bizler; ASTP Ankara Sivil Toplum Platformu  bünyesinde oluşturduğumuz Kudüs Komisyonu ile,  Miladi 2020, Hicri 1441 yılından itibaren Bağımsız Filistin’i, Özgür Kudüs’ü ve Özgür Mescidi Aksay’ı inşa etmek ve Peygamberimizin emanetine sahip çıkmak amacıyla  başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam Ülkelerinin yöneticilerini  Kudüs’e ve Filistin’e sahip çıkma konusunda ciddi adımlar atmaya teşvik etmek- Kudüs ve Mescidi Aksa  ile ilgili  bilinçli bir toplum oluşturmak amacıyla her yıl Miraç gecesinden başlamak üzere bir haftalık süreyi “Miraç ve Kudüs haftası ilan ettik.

 

2019 yılının aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde zuhur edip, ülkemizi ve dünyayı etkisi altına alan KORONA Virüsü yüzünden Açık ve kapalı alanlarda yapacağımız, konferanslar, paneller, sempozyumlar ve diğer etkinlikler iptal veya tehir edildi. Durum böyle olunca bu yıl yapacağımız çalışmalarımızın ibresi ve şekli yön değiştirdi. Ankara Sivil Toplum Platformunu oluşturan STK’lar olarak Platform bünyesinde oluşturduğumuz Kudüs konusunda uzmanlaşmış STK’lar vasıtasıyla Çalışmalarımızı sanal ortamda sürdürüyor ve aldığımız kararları hayata geçirmeye çalışıyoruz. 

 

            Korona Virüsü hepimizin sağlığını olumsuz etkilediği gibi sağlığımız ile birlikte sosyal, ekonomik psikolojik anlamda sıkıntıları da beraberinde getirdi. Özellikle gelişmekte olan ve zalim yöneticilerin bulunduğu ülkelerde insanlık büyük sıkıntı içine girdi.

 

       Bugün bizler ülkemizde zor şartlarda da olsa çevremizdeki yoksullarımıza az veya çok sahip çıkma imkânı bulabiliyoruz. Özellikle Siyonist İsrail’in egemen olduğu Kudüs’te 400 bine yakın  kardeşimize Korona virüs ile ilgili sağlık hizmeti verilmemekte gıda ve diğer ihtiyaçları karşılanmamaktadır. Virüs salgınından önce de mütevazi hayat süren Kudüs’te ikamet eden Müslümanlar, İsrail vatandaşı olmadıkları için, sağlık hizmetlerinden, yararlanamamakta Devlet hastanelerine alınmamaktadır.

İsrail Yönetimi tarafından Müslüman Kudüslü gençlerin, halkın kullandığı alanları dezenfekte etmelerine, virüsten korunmak için büroşür dağıtmalarına yardım dağıtmalarına engel olunmakta. Buna yapanlara   5 bin Şikel gibi yüklü para cezası kesilmektedir. İsrail hükümeti Korona virüsünü istismar ederek Mescidi Aksa ve Bat Şeria’da halkı Yahudileştirmek için tehlikeli adımlar atmaya devam etmektedir.  

 

           Durumları böyle olunca Yahudilere ekonomik ve sosyal anlamda çeşitli kolaylıklar tanınırken, İsrail Vatandaşı olmayan Müslümanlara çeşitli sebeplerle cezalar kesilmekte, Böyle bir ortamda Müslümanlara ağır vergiler yüklenmekte, gerekçesiz cezalar kesilmekte tahsil vergilerini ve cezalarını Ödeyemeyenlere haciz ve gecikme cezaları uygulanmaktadır.

 

  Şimdi bu kardeşlerimize sahip çıkma zamanıdır. Özellikle rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan ramazan ayında sadaka, fitre, fitye, zekât gibi ifa etmekle mükellef olduğumuz sorumlulukları yerine getirirken Kudüs’ün hakkını unutmama zamanıdır. 

 

İçinde bulunduğumuz ve idrakiyle müşerref olduğumuz Ramazan ayının İslam ve İnsanlık alemine hayırlar getirmesini, KORONA gibi salgın hastalıklardan semavi arazi bela ve musibetlerden bütün insanlığı korumasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum. Selam ve dua ile…

 

                                                         Mustafa KIR

                      ANKARA SİVİL TOPLUM PLATFORMU  BAŞKANI

 

 




Bu Yazı 186 kere okundu..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları ve kanuni sorumluluğu Yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Bu yazıya ait yorum bulunmamaktadır.

    Yorum Ekle

    Ay Haber::: Türkiye nin Net Habercisi | Anket ANKET KÖŞESİ

    İşlem yapılıyor.....

    Bugün içinde en çok okunan haberler

    VIP ARAÇ KİRALAMA

    Namaz Vakti