< >
Süleyman Yılmaz
 Süleyman Yılmaz
Ne hallere geldik
Ben bu mesleğe başlayalı tam tamına 25 yıl olmuş...
Yani, yıllarımı vermişim gazeteciliğe...
Başka da hiçbir işim olmadı zaten...
Bir ara patronla takışmış, 3-5 ay ara vermiştim...Halada sevmem kendisini.
Allah, kendisine sağlıklı uzun ömürler versin...
Birçok insanın vebali ile oynadı
Daha ne yapsın?
Bana geldiler ve çıktım gittim...
Hepsi bu...
Sonra mı?
Bacadan girdim kendimce...
Hakkını teslim etmek gerekirse, “niye geldin” bile demediler sağolsun gazeteci arkadaşlar...
Biz esas konumuza dönelim...
Bu işin alaylısıyım...
Bundan da gocunmuyorum...
Keşke okulunda da dirsek çürütebilseydim...
Bu konuda mütevazilik yapmayacağım, “telmaşa” değil, “çelik” gibi gazeteciyim...
Muhabirlekten başladım Yerel Gazetelerin bir çoğunda çalıştım daha sonra İhlas Haber Ajansı
Görevlerim, ödüller, plaketler, takdirler de cabası...
25 yıldan fazla sarı basın kartı almadım almamda
Normal Sürekli basın kartı sahibiydim...
Son nefesime kadar bu işin peşindeyim inşallah
Hakettiğim bir kart yani...
Kara kaşım, kara gözüm için değil, bu mesleğe verdiğim hizmetler için aldığım, dahası anamın ak sütü gibi hakettiğim bir kart ama almadım istemedim de.
Şunun da altını çizmekte yarar var; her sarı basın kartı taşıyan ya da her sarı basın kartı sahibi gazeteci değildir...Her eline makinayı kamerayı alanda gazeteci değildir.Resmi kurumdan emekli olupta ben şimdi ne yapacağım deyip gazeteciliğe soyunmayacaksın.
Sarı basın kartı taşıması, o insanın gazeteci olduğunu göstermez...
“Ben gazeteciyim” derse de inanmayın...
Yalan söylüyordur.
Bu sarı basın kartı olayına bodoslama niye daldım...
Kırıkkale de son bir ayda bir kişi varki Ekmek satar gibi basın kartı sayıyor.
 Evime giderken bir kardeşim önüme geçti .Abi bende gazeteci oldum 250 liraya aldım dedi kartı gösterdi.
“abi herkes bu karttan taşıyor” dedi...
“Sende Gazeteci olduğun için taşıyorsun o kartı” diye cevap verdim...
“Abi onu bir geçecen” dedi, ben parayla aldım dedi.
“Nasıl yani” dedim...
“Adamı çok iyi tanıyorum, eskiden ..... işi yapardı, bugün gazeteci olmuş, üstüne üstlükte bu kartı herkese satıyor” dedi...
Sonra  devam etti, “Abi Gerçek mi bu kart ” dedi...
İsmini vermediği, ama evveliyatını tanıdığı şahıs için, “o adam taşıyorsa, ben hayda hayda taşırım” diye devam etti...
Kardeşimin yüzüne karşı, ama içimden, “kimler almıyor ki, ya da kimlere vermiyorlar ki!” diye söylendim...
Gazetede çalışıyorsanız, sigortanız da 212 olarak yatırılıyorsa, belirli bir süre “şak” diye başvurunuzu yapıyorsunuz, “şuk” diye sarı basın kartı cebinizde...
Çalıştığınız kurumda, muhabir misiniz, aşçı mısınız, santralcı mısınız hiçbir önemi yok...
212'in yatıyorsa sarı basın kartını alırsın...
Gazeteci değil, ama sarı basın kartı sahibisin...
Yolda rasladığım kardeşin dediği gibi...
Hem acıtan, hem güldüren “trajıkomik” bir durum!
Bizim Abiler de, 'sarı basın kartı olmayanları gazeteci olarak görmüyor'lar diye fısıldanmıştı kulağıma...
Ben değil, Kırıkkale de konu komşu söylemişti...
Hem de yıllar yıllar önce...
Sarı basın kartın varsa gazetecisin, yoksa “Marko Paşa”de olsan gazeteci değilsin!
Ne hale geldik...
Pardon...
Ne hale getirildik!
 




Bu Yazı 492 kere okundu..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları ve kanuni sorumluluğu Yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Bu yazıya ait yorum bulunmamaktadır.

    Yorum Ekle

    Ay Haber::: Türkiye nin Net Habercisi | Anket ANKET KÖŞESİ

    İşlem yapılıyor.....

    Bugün içinde en çok okunan haberler

    VIP ARAÇ KİRALAMA

    Namaz Vakti