< >
Rafet Tunçkılıç
29/07/2020
 Rafet Tunçkılıç
Su Testisi

Su Testisi

 

 

             Nıbceğu(akran) grubunu değiştirmek mümkün müdür?

 

 

       Çerkeslerde akranlıktan doğan nıbceğu olmak çok önemlidir. Doğumla başlar, ölünce biter. En az iki yıl veya daha fazla yaşlı olanlar üst gruptur. İstekleri tartışmasız yerine getirilir. Kendinden küçük gruptan yardım istenirse yardıma mecburdur. Kızların da kendi grubu vardı. Düğünde masa, sandalye taşımak, yemek dağıtım hizmeti vermek v.s. gibi görevleri aynı akran kızlar ve erkekler birlikte üstlenmekteydiler. Burada bizim konumuz erkekler idi.  

 

 

          İki yaş büyük olmak bir üst grubun üyesi olmayı gerektirmekteydi. Küçük doğan da bir alt grubunun doğal üyesiydi. Gruplar kendi içinde bazı kararlar almaktaydı. Kararlara herkes saygı duymaktaydı. Uygulamada Kadim Çerkesya Devletinin yazılı olmayan kuralları gereği ayrı bir tüzel kişilikleri ve sırları vardı. Misal bir düğün organize edilecekse grup olduğu gibi bir akşam düğün sahibince çağırılmakta, yemek yedirilip sorumluluklar dağıtılmaktaydı.

 

 

        Nıbceğu iseniz; ölene kadar gruptaki arkadaşlarını korumak, her konuda yardımcı olmak, gerektiğinde yardım istemek ve hatta birlikte çeşitli faaliyetlerde bulunmak gibi sorumluluklarınız olmaktaydı. Yaş ilerledikçe sorumluluklar da artardı. Çocuk yaştakilerle büyüklerinki farklıydı. Çocukken bir düğünde yemek servisi yaparken, büyüdüğünde ise nıbceğu için kız kaçırmada yardımcı olunabilmekteydi.

 

 

        Çerkes Hamallı Köyündeki 1938-1940 yaş grubu da kendine hastı. Burada Dzıbe ailesinden Mustafa Tunçkılıçoğlu, Mehmet ve Herlah (Hayrullah Tunçkılıç), İhsan (Öz), Şaguc ailesinden Arap Atalan, Brandt ailesinden Araptsıqu(Arap Özalp), Necmettin(İbramko), Hapkuaş Ailesinden Urhan, Siyuh Mamıwuko Nurettin, Tlışe Lılıuhko Metin Yüklüoğlu, Siyuh Bereketko İsmet ve Dursın Özpolat, Huaj ailesinden İsmet ve Necatin Ardıçoğlu v.s. vardı. Hep birlikte sokaklarda cıcıl (misket), cçen, yesir, ha gordum Allah, Neşbputz (kör ebe), sırabpıne, goluk v.s. oyunları oynadılar. Birbirlerine olan güvenleri ve samimiyetleri de arttı.

 

 

         Hepsi 1949 un yaz aylarında köy camiinde açılan Kur’an Kursu’na yazıldı. Eski usulle kurs aldılar. Kurs sonunda kabiliyetli olan Dzıbe Mustafa, Mehmet Hoce, Hayrullah, Şaguc Şıwujıyeko Arap, Hakpkuaş Urhan bu kursu başarı ile bitirdi. Sonradan ise bu kurs sayesinde Mustafa, Alaca’da, Mehmet hoce Çarşıdere Köyünde imamlık yapacaktı. Şaguc Arap, Kur’an okumayı başardığı gibi bununla da yetinmedi. Tuğcu Köyü”ne gitti. Dayısından Arapça harflerle Adigabze okuma yazma öğrendi. Zamanla Çerkesya’nın Şapsığ bölgesi lehçesiyle yazılan Süleyman Çelebi’ye ait Türkçe Mevlid-i Şerif’i Çerkesçe (Adıgabze) okuyacaktı. Öğrenenlerden bir tek Düzce Çınarlı (Dzıbehable) Köyünden Dzıbe İhsan sesi çok güzel olmasına rağmen toplum önündeki heyecanını yenemediğinden bu konuda sorumluluk almak istemeyecekti.

 

 

 

         Abesle iştigal gibi görünse de grup değiştirilebilir miydi? Bu sorunun cevabını 1950’lerin başında Şaguc Arap da aradı. Arkadaşlarına “grubumuz bana artık heyecan vermiyor. Aranızdan ayrılıp başka bir gruba dahil olacağım. Kimse kusuruma bakmasın. Size göre onlar daha kalburüstü ve bilgili. Aralarına bir katılırsam görgümü ve bilgimi artırırım. Yaşasın.” dedi. Ayrıldı.

 

 

 

        Irgatlık günüydü. Bir süre kendi kabuğuna çekildi. Kafasına koymuştu bir kere,  iyice düşünüp taşınıp üst nıbceğu grubuna katılacaktı. Bu kararını onlara da bildirmek için Hamelemez ğogu (güneye giden bir yol) üzerine çıktı. Bu defasında meçhule giden bu yolda yaya olarak on dakika yürüdü. Kendi ailelerinin büyükbaş hayvanlarını yaymakta olan üst gruba yetişti. Onlar da hayvanlarını otlanmak üzere yeni serbest bırakmışlardı. Bu grup kendi ailesine ait hayvanların kurtlara/hırsızlara karşı korunması, kaybolmasını önlemek gibi sorumlulukları alabilmekteydi.

 

 

 

            Teklifinin kaale alınıp alınmayacağını bilmeden gruba talebini iletti. Bunlar Şaguc Şevket, Dzıbe Laluwu (İbrahim) Wumareko Muse ve Ğise (İsa) kardeşler, Siyuh Bereketko İsmet, Tewuçujıko Dursın ve Çakırtsıqu ile diğer yaşıtlarından oluşmaktaydı. Bu grup Arap’tan yaşça çok büyüktü. Normalde hepsi de katı yürekli değildi. Bu öneriye kayıtsız kalmadılar. Ama kılı kırk yaracaklardı. Toplantı yaptılar. Toplantıda gereksiz yere kendi kendine gelin güvey olan Arap’a hemen kucak açmadılar. Uzak tuttular ve aldıkları istişare kararını kendisine bildirdiler.

 

 

 

            - Arap kardeşim, kazın ayağı öyle değil elbette. Böyle gereksiz bir uygulama ilk defa oluyor. Şartlarımız sert gelebilir. Verilecek her görevi layıkıyla yapabilecek misin? İtiraz da yasak, bilesin. Görelim, bakalım kalıbının adamı mısın? Kene gibi yapıştın yakamıza. Ama bize kendini gösterebilecek misin? Gösterebilirsen çoluk çocuk olmana rağmen bizim grupta olursun.

 

 

 

        Yumuşak yüzle talepte bulunan aday, katı bir yüz ifadesiyle verilecek her görevi yaparak kalplerini kazanabilir miydi? Zaten kendisi sıcakkanlıydı. Önce ona uzaklaşan hayvanları çevirme görevini verdiler. Hakkıyla bu görevi ifa etti. Akşam saatlerine kadar aksama olmayınca içlerinden en kısa boylu olanı testisini uzattı. Bu kez de “Arap git bana su getir” dedi. O da en yakın su kaynağına hızlıca gitti. Heveslice doldurduğu suyu getirdi. Testi sahibi tek yudum içip diğer kısmı toprağa döktü. Bu defa da  “bunu beğenmedim. Yakaladım seni. Sen kolaycısın. Yakın yerden su getiriyorsun. Git tepenin arkasından getir. Ee ne diyorlar, karamanın koyunu sonra çıkar oyunu” deyip tekrar testiyi uzattı.

 

 

 

        Neşesi kaçan şahsın yüzü de düştü. İtiraz etmedi. Tepenin arkasındaki kaynaktan testiyi doldurup kan ter içinde getirdi. Bu kere de yine zalim aynısını yaptı. Sonra da  “Arap, sen nasıl bizim gruba girmek isteyebilecek düzeyde kendini görüyorsun? Daha söyleneni anlamıyorsun. Acı su getirmişsin şimdi de. Git iki tepenin arkasındaki Meçewuı’n kaynağından su getir de aklın başına gelsin. Oranın suyunu ben seviyorum. Soğuk ve yumuşak oluyor.” şeklinde azarladı.

 

 

 

        Bu sınavı; kalburla su getirmeyle bile başaramayacağını anlayan kişi de iki tepenin arkasındaki kaynaktan suyu doldurdu. Kendini tutamayıp suyun az bir kısmına da idrar karıştırdı. Öylece getirip “al bakalım. Bu özel suyu beğenecek misin? O kadar yorulduğuma değecek mi?” deyip verdi. Testi sahibi sudan az-biraz içti. Arap’ın kendisi karşısında kızarıp bozarmasından kuşkulandı. Testiyi kokladı. Evet, biraz kokmaktaydı. Testinin temiz gidip kirli geldiği ortaya çıktı. Takke düştü kel göründü. Kurnazlık buraya kadardı. Böylelikle Arap kendini ateşe atmıştı.  Kızılca kıyamet koptu. Karşı koymak yararsızdı. İyi niyetle başlayan xabzeyi(Çerkesya Sözlü Yasası) delme girişimi kötü sonuçlandı.

 

 

 

         Grup küçük mazlum Arap’ı kaşla göz arasında kapı dışarı etti. Arap da ayakkabısından çıkan “pbıpbıp, pbıpbıp” sesleri ile birlikte kelle götürür gibi geldiği yöne doğru kaçtı. Karalar bağlayacak değildi. Arap “Koş ceğoğu nahiy nıbceğu halel. (kötü akrabadansa samimi arkadaş)” deyip işler daha da karman çorman olmadan tekrar kafa dengi olan kendi grubuna, pişmanlığıyla birlikte katıldı. Bir arkadaşı da “Nıbceğu zeğeğotiy bğotığer ğeğune. (Samimi arkadaşı bul, bulduğunu yakınında tut)” deyip gruba yeniden kabul etti. Arap da “Semerkewu cağor nıbceğu ğeqod. (Kötü şaka, insanı samimi grubundan eder)” atasözünü hatırlattı grubundakilere.

 

 

 

 

 

        Şaguc Muzaffer de 1990’lı yılların sonlarında fazla dillendirilmeyen olayı duydu. Enişteleri Siyuh Çakırtzıqu’ya anlattı. O da kaşlarını çatarak “yok öyle bir olay. Kim uydurmuş?” dedi. Muzaffer de “ben anlatanın yalancısıyım. Testi seninmiş.” deyince enişte de “ama o anlatan, durumu anlayıp da Arap’ı yakaladığımda, nasıl perişan ettiğimi de anlattı mı? ”sorusuyla olayı doğruladı.

 

           

 

       Sonuçta; Yüce yaratanın seni içine koyduğu grubu değiştirmek için yapılan çabaların boşuna olduğunu Arap yaşayarak tecrübe etti. Lütfen xabzemizin elimizde kalan son kısmıyla da orasından burasından çekiştirerek değiştirmeyelim.  Bizi sayan, seven, değer veren arkadaşlarımıza mutlulukla gerekli ihtimamı her daim gösterelim. Sakın görmezden gelip maceraya atılarak hüzün yaşamayalım derim. Saygıyla, sevgiyle, selametle.  




Bu Yazı 389 kere okundu..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları ve kanuni sorumluluğu Yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Yorumlar

  • Emrullah Akbulat / 29/07/2020

    Cansınız. Elinize, yüreğinize, kaleminize sağlık.

1

Yorum Ekle

Ay Haber::: Türkiye nin Net Habercisi | Anket ANKET KÖŞESİ

İşlem yapılıyor.....

Bugün içinde en çok okunan haberler

VIP ARAÇ KİRALAMA

Namaz Vakti